Gündem Haberleri

PKK ile İlgili Raporda Örgütün El-Kaide Tarzı Bir Yapıya Evrildiği Açıklandı

Polis Akademisi’ne bağlı Uluslararası Terörizm ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nde (UTGAM) görevli Doç. Dr. Bayram Ali Soner, Yrd. Doç. Dr. Ömer Aslan ve Arş. Gör. Hakan Kıyıcı’nın hazırladığı, ‘PKK’nın Bölgesel Terör Ağı Yapılanması’ raporu, Erdoba Elegance Oteli’nde tertip eden çalıştayla halkoyu ile paylaşıldı.

“BU RAPOR BÖLGE HUZURUNA KATKI SAĞLAYACAK”

Çalıştay öncesi açılış konuşması yapan Vali Yaman hemide Mardin’in, ayni zamanda da bölge insanının moralinin eskiye oranla dahada iyi olduğunu belirterek, “Bu çalıştay ve raporun bölgemizin huzuruna katkı sağlayacağı inancımız tamdır” dedi. AK Partili Miroğlu da, hazırlanan raporun faydalı olacağına inandığını belirterek, “Bizim konuşmaya, diyalog kurmaya ve bu problemleri ortak yuvarlak masalar etrafından mütalaa etmeye bölgemizin ve şehrimizin fazla ihtiyacı vardır” diye konuştu.

“RAPOR PKK’NIN EL-KAİDE TARZI BİR ÖRGÜTE EVRİLDİĞİNİ GÖSTERİYOR”

Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çolak ise, açıklanan raporun 9’uncu rapor olduğunu ifade ederek, “Biraz ardindan raporu hazırlayan arkadaşlarımız ayrıntılı bir şekilde raporu anlatacak bizlere. Ben sadece şunu ifade etmek istiyorum; bu rapor fazla önemli tek konuya eğiliyor. PKK’nın nihayet 15 senede yapısında fazla değişim ve dönüşüm olduğu, bölgesel tek terör ağı oluşturduğu ve şemsiye tek örgüt haline geldiği görülüyor. Model olarak da El-Kaide tarzı tek öğüte evirildiği istikametinde bir saptama var raporda. Bunun detaylarını arkadaşım size anlatacak” diye konuştu.

“PYD, PKK’NIN YERİNİ ALMADI”

Yapılan açılış konuşmaların hemen peşinden Yrd. Doç. Dr. Ömer Aslan tarafından PKK raporu katılımcılarla paylaşıldı. PKK uzantılarının Suriye’de yeşermesi amaciyla gereken tabanın bu ülkede mavcut olduğunu ifade eden Aslan, “Günümüze civarindan PKK’ya katılan Suriyelilerin 7 bin-10 bin civarında olduğu ihtimal edilmekte. Bu sayı PKK militanlarının yüzde 20’sini teşkil etmektedir. 2004-2008 yılları arasında öldürülen PKK’lılar arasında Suriyeliler’in oranı yüzde 10 – 20 arasındadır. Bu ve yukarıda bilgilerle değerlendirildiğinde, PYD 2003 seneninde kurulduğunda, PKK’nın kendisine bıraktığı, demografik, toplumsal ve siyasal olarak hazır tabanda hareket etti. Diğer tek deyişle, PYD alanda ayrı tek parti ya da siyasi tek örgüt olarak PKK’nın yerini almadı; Yalnızca PKK’nın ismini kullanmadan PKK’nın kadrolarını, militanlarını, ideolojisini ve hedeflerini benimsedi ve kullandı” ifadelerini kullandı.

“BATILI UZMANLAR, PKK’NIN DEĞİŞTİĞİNE İKNA OLMUŞ DEĞİL”

PKK ve PYD arasındaki ilişkiyi de değerlendiren Aslan, “PYD’nin silahlı kanadının oluşabilmesi PKK sayesinde oldu. YPG militanları PKK, PYD, YPG, YPJ ve PJAK arasında tek fark görmediklerini açıkça ifade etmektedirler. YPG ve PKK ya da PKK ve PJAK benzeri diğer kolları arasında kullanılan adlar dışında ağırbaşlı bir örgütsel ve operasyonel farklılık bulunmamaktadır. Ara ara aralarında PKK’ya sempati duyan adlar de iç olmak üzere fazla sayıda batılı gözlemci ve profesyonel dahi PKK’nın  ters yöndeki bütün söylemine karşın değiştiğine inandirma olmuş değildir” dedi.

“PKK, KÖKTEN SOL ÖRGÜTLERLE İŞBİRLİĞİNE GİTTİ”

Batılı pkk terör uzmanlarının, El-Kaide’nin yandaşları ve irtibatlı yerel gruplar aracılığıyla Suriye’de kalıcı tek yer edinme çabası içerisinde olduğu ikazını yaptığını müdafaa eden Aslan, şöyle ayni ritimde devam etti:

“Ortadoğu’da beraber çalıştığı mahalli örgütler vasıtasıyla emniyetli ve kalıcı tek alan edinme peşinde var olan tek teşkilat El-Kaide değildir. AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ve AB’nin pkk terör örgütü olarak onay ettiği PKK da nihayet birkaç sene içerisinde sadece PYD, PJAK, TAK benzeri kendi yandaşı örgütlerle değil, aynı vakitte MLKP ve tekrar ABD’nin pkk terör örgütleri listesinde yer alan DHKP-C benzeri radikal sol örgütlerle de işbirliğine gitti. PKK, Öcalan’ın 1999 seneninde yakalanmasından ardindan istikrarlı ve tedrici tek dönüşüm zamani içerisine girdi ve özellikle 2002 yılından bugüne dek geçen müddette yeni tek terör ağı yapılanmasına gitti. PKK böylelikle kendisini birçok örgütün üstünde şemsiye yapı olarak konumlandırdı. PKK’nın etnik-ayrılıkçı tek terör örgütü olarak benzeyen diğer örgütlerden değişik olarak pkk terör ağı yapılanması taktiğini izleyebilmesini sağlayan esas faktör PKK’nın Suriye, Irak ve İran benzeri ülkelerde 2002 yılının fazla öncesine giden etkin varlığıdır. Bilhassa Suriye rejiminin PKK’ya var olan desteği, vakit zaman azalsa da, süreklilik talep etmiştir. Esed ailesi PKK’ya Kuzey Suriye’de ve Suriye güvenlik güçlerinin kontrolünde eğitim imkanı tanımayı tek devlet politikası olarak benimsedi. PYD 2003 seneninde PKK tarafından kurulduğunda Suriye toprakları teşkilat için bildik olmadıkları tek yer değildi.”

“PYD’NİN SİLAHLI KANADININ OLUŞABİLMESİ PKK SAYESİNDE OLDU”

Raporda ayrıca PKK-PYD ilişkisinin, PKK’nın PYD’yi kurduğu andan ibaret olmadığına dikkat çeken Aslan, “PYD’nin silahlı kanadının oluşabilmesi PKK sayesinde oldu. YPG militanları PKK, PYD, YPG, YPJ ve PJAK arasında tek fark görmediklerini açıkça ifade etmektedirler. YPG ve PKK ya da PKK ve PJAK benzeri diğer kolları arasında kullanılan adlar dışında ağırbaşlı bir örgütsel ve operasyonel farklılık bulunmamaktadır. Ara ara aralarında PKK’ya sempati duyan adlar de iç olmak üzere fazla sayıda Batılı gözlemci ve profesyonel dahi PKK’nın  ters yöndeki bütün söylemine karşın değiştiğine inandirma olmuş değildir. ‘Rojava deneyimi’ PKK’nın hemide Leninci lider parti geleneğini ayni zamanda da Stalinist önder kültünü tekrarlamaktan başka tek sonuç vermemiştir” görüşlerine yerverdi.

“BATI’NIN PKK’YA DESTEĞİ”

Terör ağı yapılanma stratejisinin, örgütün yetkilerini ve tesir alanını tamamen kollarına devretmesi mananına gelmediğine işaret edilen PKK raporunda, şu ifadeler yer aldı:

“El-Kaide’nin Usame Bin Laden’in 2011 seneninde öldürülmesinin hemen peşinden merkezi yapısının ehemmiyetini kısmen savunmaya devam etmesi gibi, PKK örneğinde de hali hazırda çok kuvvetli bir ‘PKK merkezi’ bulunmaktadır. Farklı çizgilere üye marksist ve anarşist gruplar da PKK’nın bölgedeki pkk terör ağı yapılanması içerisinde kendilerine yer bulabilmişlerdir. Batı, PKK’nın bölgesel pkk terör ağında yer alan gruplara ekonomik, diplomatik ve askeri yardım yaptığında, bu yardım direk ‘anarko-sosyalistlere’ ‘Marksistlere’ verilen etkin ve riskli desteğe de dönüşmektedir. PKK’nın yepyeni stratejisi Türkiye ve Ortadoğu’nun ötesine geçen ulusaşırı vizyonunda rastgele bir değişikliğe yollar açmamakta, aksine, Batılı anarko-sosyalistlerin ve değişik çizgilerden sosyalistlerin de katılımıyla ulusaşırı hırslarını büyütmektedir. PKK amaciyla bir Kürt devletinin kurulması kendisinin içinde son amaç olmaktan çıkmış, dahada ziyade enternasyonel sosyalizmi yaymak amaciyla bir vasıta haline gelmiştir. Otoriter PKK uygulamalarıyla çelişen ama süslü ifadelerle gündemde tutulan ‘demokratik özerklik’ ve ‘demokratik konfederalizm’ benzeri projelerin Ortadoğu’nun ötesinde (geniş manada) sol hareketlere ilham verebileceği görülmelidir. Şu zaman PKK/PYD saflarında savaşan ama silahlı eğitimleri, şiddet deneyimleri, hata bağlantıları ve radikal fikirleriyle batıya er veyahut geç dönecek var olan birçok Markist ve anarşist devrimci bulunmaktadır. Suriye’nin kuzeyi suça bulaşmış, silah eğitimi almış ve radikalleşmiş militanlar arasında fazla farklı ulusaşırı bağlantıların ve tanışıklıkların oluşturulduğu tek yer haline geldi. PKK’nın bölgesel pkk terör ağı yapılanmasına baz alinarak Batı desteği YPG’ye katılan Marksist, komünist, anarşist ve anarko-sosyalist batılı yabancı savaşçılar olması vesilesiyle de yepyeni ulusaşırı hata ve pkk terör bağlarının kurulmasına yollar açmaktadır. PKK’nın Avrupa’daki aşırı-sol gruplarla tarihsel bağları ve irtibatları olduğu düşünüldüğünde, anarşist ya da Marksist olarak Avrupa’ya dönen yabancı savaşçıların garp güvenliği ve beynelmilel düzen açısından başka yabancı savaşçılardan dahada az riskli olmayacağı görülmelidir.”

“PKK’NIN VARLIĞI AVRUPA GÜVENLİĞİ AÇISINDAN BÜYÜK RİSK”

PKK’nın sadece Türkiye değil Avrupa güvenliği açısından da hatri sayilir büyüklükte risk oluşturduğu anlatilan raporda, “Yunanistan’da pkk terör faaliyetlerinde bulunan, nihayet olarak Yunanistan eski Başbakanı’na bombalı hücum düzenleyen, Yunanistan’a döndüklerinde Suriye’de öğrendikleri kent savaşını uygulayacaklarını söyleyen ve Avrupa’nın başka yerlerinde de eylem alanlarını genişletmek talep eden bu tür marjinal pkk terör gruplarına da açık destek ifade eden anarşist hareketlere Suriye’nin kuzeyinde alan tanınması ve eylem kabiliyetlerinin bu şekilde artmasına olanak tanınması ortada ve orta ve uzun vadede Avrupa güvenliği açısından hatri sayilir büyüklükte riskler barındırmaktadır. Önemli tek kısmı NATO azası ülkelerden gelen bu yabancı yasadisi savaşçıların tek NATO azası ülkeyi amaç alan ulusaşırı tek terör örgütünün yanında o NATO azasının vatandaşlarını amaç almaları NATO ve garp ittifakı amaciyla de tek kriz mananına gelecektir” şeklinde ifadeler yeralıyor.

Paylaş :

Yorum Yolla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *