Kültür - Sanat

Yazar Hatice Kübra Tongar’dan sosyal medya anneleri hakkında uyarı!

Şifa Kaymak

sifa.kaymak@iha.com.tr

Yazmaya nasıl başladınız? Kitap çıkarma zamani nasıl gelişti?

Hatta herkesin iyi bir kabiliyeti var. Benim de yazmak en başından beri hayatımda varmış. Benim yazabilme kabiliyetimi eşim keşfetti. Ben eşimle tanışına kadar, ‘benim güzel bir kalemim var, güzel yazıyorum’ benzeri bir duygum yoktu. Eşim bana, ‘Senin yazıların fazla güzel’ dedi. Biz dahada evlilik yoluna girmeden eşimin programında tek kompozisyon yazmıştım. O da bunu birinci seçmişti. Daha birbirimizi tanımıyorken bunun gibi bir sürecimiz oldu. Evlendikten ardindan bir mecmuada kadın aile sayfası amaciyla yazar aranıyordu. Eşimde bana, ‘düşünür müsün yazmayı’ dedi. Yazılarımı gönderdik. Olumlu yanıt aldık. Onunla beraber ‘Kadınca Kararınca’ sayfası ile yazmaya başladık. O zamanlar yepyeni evliliklerle alakalı yazılar yazıyordum. Çok beğenildi fazla mektup geldi. Sonra bunu web sitesine dönüştürdük. Burada iyi dönüşler olunca tek radyo programına dönüştürdük. Sonrasında tv programı yapmaya başladık. Açıkçası geriye dönüp baktığımda tüm bunlar benim duamıydı? Aslında fazla da bunun gibi olsun diye tek yol haritam yoktu. Ama zamanla yıllar içerisinde birbirini açan iyi kapılar oldu. Bu asama içinde anne adayi oldum. Anne olunca kalem de anneliğe doğru dönmeye başladı. Eğitimlerim anneliğe dönmüş oldu. Dolayısıyla o süreçlerde dolan ve taşanlarda kitaplara dönüşmeye başladı.

Peki sebep çocuk gelişimi? Bu annelikten mi kaynaklanıyor?

Ben annelikten kaynaklandığını düşünüyorum. İnsanların seçtiği meslekler kendisinin yaralarını onarım etmek üstüne de gelişebilir. Kendi ihtiyaçlarını doyurmak manasıyla da başlayabiliyor. Benim sürecim annelikle beraber bende faklı kapılar açmasıyla o noktaya doğru yönlendirdi. Her annede ‘Çocuğum amaciyla en iyi olanini yapayım’ telaşı vardır. Bende kendisinin çocukluğumda yaşadığımın küçük tefek yaralara güzel geldiğini düşündüğüm amaciyla belki daha çok sarıldım. Birde şunu kendisinin hayatımda fazla hissediyorum. ‘İnsan ne amaciyla yaratıldıysa o iş onun amaciyla kolaylaştırılır’ diye tek hadis vardır. Herhalde benimde gerçekten alanım bu olacakmış, çünkü bu günün yoğunluğu içerisinde iki evladımın da koşuşturma içerisinde olmasına karşın yorulduğumu hissetmiyorum.

“ANNELİK SAHİP OLMAK DEĞİL ŞAHİT OLMAKTIR”

Sizce annelik nedir?

Anneliğin tanımı yapabileceğim tek şey değildir. Annelik bambaşka tek şeydir. ‘Sahip olmak değildir, Şahit olmaktır’ dediğimi aslında bebek eğitiminin ve gelişiminin orta cümlesidir. Genelde davranışlar üzerinden sualler soruyoruz. Çocuklarımıza nasıl davranalım? Sualinin cevabını arıyoruz. Bizim davranışımızın ne olacağını tespit eden şey bizim niyetimizdir. Çocuğa nasıl baktığımız nasıl anlamlandırdığımızdır. Dilimize geçmiş var olan kavram, ‘çocuk sahibi olmak’ cümlesidir. Böyle düşünürken sahibi olduğum şeye istediğim benzeri davranırım refleksi üzerinden devinim eziyoruz ve yanlış münasebet ortaya çıkıyor. Tepkisel çocuklar meydana çıkıyor. Küçükken mesele yaşamazsak da ergenlik çaginda sorun yaşadığımız çocuklar meydana çıkıyor. Oysaki tek şeyin emanetçisiyseniz tek sürecin şahidiyseniz orada şükür vardır. O yüzden her kitapta ve her seminerde, ‘Biz çocuklarımızın sahibi değiliz’ diyorum. Sahiden o çocukları bize emanet olarak kismet eden Allah zaman gelecek, Emanetime ne yaptın? diye soracak. Bunun hassasiyetini yaşamaya çalışıyorum. Bu bağlamda annelik tek şahitlik tek emanetçilik makamıdır diye düşünüyorum.

Yeni kuşak anneleri nasıl buluyorsunuz?

Ben istikbal nesilden fazla umutluyum. Genelde konuşulduğunda her şey kötüye gidiyor benzeri bir izlenim var ama bendeniz umutluyum. Bilhassa 15 Temmuz gecesinden ardindan annelerin yetiştirdiği gençleri tankların önünde gördük. Gençler nereye gidiyor? İşte gençler yeri geldiğinde tankların önüne gidiyor. Ben geleceğe değin çok umutluyum. Kendi adıma şu zamani yaşadığım amaciyla böyleyim. Bağırmayan anne adaylarimiz diye tek sosyal medya sayfamız var. Bunu kitaba da dönüştürdük. Kısa vakitte kendi içerisinde organik tek şekilde bu civarindan büyüyüp alaka gördüyse demek ki ümit var. Biz, ‘Kızını dövmeyen dizini döver. Dayak cennetten çıkmadır’ vakitinin çocuklarıyız. Bizim annelerimiz bize vururken pişmanlık duymuyordu. Hem de ‘disiplinli tek anneyim ben’ diye düşünüyorlardı. Biz şimdi bırakın dövmemeyi bağırmamayı konuşuyoruz. Bu iyiye gidiş değil midir? Bu beşeri ilişkilerde tek insan nasıl tek muamele dogruluk ediyorsa demek ki çocukta dogruluk ediyor. Zira çocuk da tek insandır. Bunun içerisinde korkuyla değil sevgiyle de tek şeyleri yaptırabiliriz bölümüne geldiğimizi gösteriyor. Bilgi ve teknoloji çağındayız. Bilgi fazla hızlı akıyor. Bilgi çağı içerisinde yeni açmaya çalıştığımız yolun sancılarını yaşayan anneleriz ama bizden sonraki kuşak ben inanıyorum ki bizden fazla daha güzel işler yapacaklar.

Sosyal medyada bu işi paraya döken anne adaylarimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sosyal medyada hesap açıp annelik üstüne paylaşım yapan kişilerden ziyade o kişileri izleyen insanların gelmesi şart olan bir duruş olması gerektiğini düşünüyorum. Zira sizin o hesabı açmaktaki niyetiniz her halükarda sosyal medyada benimde anlamlandıramadığım şeyler var. İnsanlar takip ettiği hesaplardan anlık görüntüler üzerinden devinim ediyor. Örneğin anne adayi takip ettiği o hesaptan tek oyun paylaşılıyor diye tüm gün oyun oynuyor çocuğuyla. Anneler tek algı üzerinden gidiyorlar ve bizzat kendilerini anlamsız tek şekilde eksik hissediyorlar. ‘Bütün zaman oyun oynanacak ama bendeniz on dk oynadım. Ben eksik anneyim’ bölümüne gelebiliyorlar. Oysaki hiç birimizin albümünde ‘Şuan eşimle tartışıyorum, şahane, bunu fotoğraflamalıyım’ diye tek şey yok. Fotoğraflar mutluluk dolu zamanlarda sakin anlarda çekilir. O anlar sadece günün içerisinde olan küçük anlardır. Günün her hatıranı çocuklarla oynayarak geçiremezsiniz. Önemli var olan 30 dakikayı dolu dolu geçirmektir. Ben tekrar de toplumsal medyanın hayrına kullanılması emeliyle yapılan işleri faydalı buluyorum.

“ADETLERLE DEĞİL AYETLERLE ÇOCUKLARIMIZI EĞİTELİM”

Bağırmayan anne adaylarimiz projesinden söz eder misiniz?

Bağırmayan anne adaylarimiz iki sene önce tek atölye olarak başladı. Burada çocuklarla saygı ve sevgi çerçevesinde tek iletişim ağı kurulabiliri anlatıyorduk. Çocuk dediğimiz erkek edilmesi şart olan bir varlık değildir. Çok beşeri yollarla bu yapılabilir düşüncesini anlatmaya çalıştık. Kast ettiğimiz de buydu. Atölye programı olarak başladığımız tek projeydi. Sonra eşimin yönlendirmesi ile facebook sayfası oluşturduk. Neticede Türkiye yerine değil vatan dışına dahi ulaşabildiğim tek projeydi. Ben uzunca süre sayfanın güncellemesini dahi yapmadım. Bir zaman sayfaya girdim ve sayfada surat bin şahıs olduğunu gördüm. Eşimle konuştuk. Bana; ‘Demek ki bu tek ihtiyaç, bu sayfayla da ilgilen’ dedi. Sayfa ile daha fazla ilgilenmeye başladım. Şuan 3 milyonun üstünde bir sayfa etkileşimi var. 400 bin şahıs kadar şahıs sayısı var. Koyduğunuz tek şey öylesine kısa müddette büyüyor ki tek damla tek okyanusa dönüşürcesine büyüyor. Üç aylara girerken hanede ufak tek şey yaptık. Bunu sayfaya da koyduk tek günde 600 bin kişiye ulaştı. Beni izleyen sadece anne adaylarimiz değil öğretmenler de var. Bazen sınıflardan iletiler geliyor. Benim bu vaziyette heyecandan uykularım kaçıyor. Aslında anlattıklarım fıtrat pedagojisi temellidir. Başka bir deyişle adetlerle değil ayetlerle çocuklarımızı eğitelim demeye çalışıyorum. Ama bağırmayan anne adaylarimiz isimi öylesine gündem oldu ki, vatandaslar kitap alırken, ‘Bağırmayan anne adaylarimiz kitabını alabilir miyiz?’ diyorlar. Sonra biz atölyeyi kitaplaştırma kararı aldık. Zira atölyenin herkese ulaşması fazla mümkün değildir. Oradaki maddeler seklinde atölyede anlattığım şekliyle kitaplaştırdık.

Çocuk eğitiminde nelere dikkat edilmeli? Nerede yanlis yapılıyor?

‘Çocuğumuzla aynı safta değiliz, rakibiz. O karşıda ve bize karşın bir şeyler yapıyor’ diye düşünürsek bu hatri sayilir büyüklükte bir problemdir. Pek fazla anneden, ‘Beni gıcık etmek amaciyla yapıyor, beni yormak amaciyla yapıyor, sırf beni hasta kisi etmek öldürmek amaciyla yapıyor’ cümlelerini duyuyoruz. Ergenlik öncesi her ıslak dönemi çocuklar annelerine karşın olumsuz davranışlarda bulunmazlar. Bulunuyorsalar sebep bulunurlar? Ya tek duygu boşluğu vardır. Başka bir deyişle bir ihtiyacını göremiyor ayrım edemiyoruzdur. Oda o ihtiyacını dile getiriyordur veyahut aynı tek yetişkin benzeri içinde kafa edemediği menfi bir his vardır. Olumsuz davranışta bulunuyorsak içimizde menfi bir his biriktiği ve kafa edemediğimizdendir. Çocuklarda bu fazla daha masumane tek sebeptir. Zira 7 yaşına civarindan çocuklarda sol beyin gelişimi yok. Sağ beyin ve his geçişi fazla aktiftir. O yüzden tek öfke nöbeti geçirdiğinde kendini yerlere atıyor. Çocuğun, ‘Annem bu oyuncağı şimdi alamadı ama ardindan alacak’ diye tek mantık bilinci yok. Dolayısıyla size karşın olumsuz davranmadığını bildiğiniz vakit o civarindan rahat bakıyorsunuz. Ben üç yaşındaki çocuğumun entrika peşinde dolaştığını düşünmek istemem. Bu beni yorar. Annelere de bunu söylüyorum. O yüzden anne adaylarimiz çocuklarını kendilerinin düşmanları ve rakipleri olarak düşünmesinler tek ekip ruhu oluşturursak şayet o vakit çocuk eğitimi fazla daha huzurlu ve keyifli tek hale gelecek.

“BİZ SEVEREK YAPACAĞIZ Kİ ÇOCUĞUMUZDA SEVEREK YAPSIN”

Çocuklarımıza dinimizi öğretirken nelere dikkat etmeliyiz?

Biz çocuklarımıza namaz kıldırtmak, oruç tutturmak, tesettüre girmelerini sağlamak, sadaka verdirmek zorunda da değiliz. Ama tüm bunları sevdirtmek zorundayız. Bunu nasıl yaptırtabilirim demekten ziyade nasıl sevdirtebilirim demeliyiz. Burada önce yapacağımız şey bunu gerçekten seviyor olmalıyız. Pek fazla aile içinde namaz izlenen dizinin reklam arasında kılınır tek hale gelmişse o vakit oradan fazla namazı seven tek çocuk çıkmaz. Anneler şunu bilmeli ki siz neye ehemmiyet verirseniz çocuğunuz da ona ehemmiyet verir. Kitap okumak amaciyla de böyledir. Bizim kültürümüzde ‘ben yapamadım çocuğum yapsın’ diye tek söz var. Böyle tek şey yok. Biz severek yapacağız ki çocuğumuzda severek yapsın. Allah’ı seviyorum demek Allah’ı seviyor benzeri yaşamayı gerektirir. Biz bunu yapamıyorsak kulluk görev bilincimiz sevgi noktasında değilse bunun sıkıntısını yaşarız. İbadetleri çocuklaştırmak gerekiyor. Zira çocuktan taklit bekliyoruz. Tahkik beklemiyoruz. Bir bebek seccadesi hazırlarken üstüne çocuğun sevdiği oyuncakla tek seccade hazırlamak gerekiyor. Annelerle bunu paylaşınca ama suret var olmaz diyorlar. Tamam da zaten o çocuğu da namaz farz değil ki. Burada benim yapmaya çalıştığım şey onun dünyasında ne varsa o dünyaya onu da adapte edebilmektir. Zira zaten o bebek belli tek yaşa geldiğinde oyuncaklı seccade ile namaz kılmayacak. Şekil bölümüne çok takılmamalıyız.

Yazılarında etkilendiğiniz rastgele bir yazar var mı?

Ben fazla kitap okurum. Kendi alanımda bin kitabı geçmiş tek kütüphanem vardır. Hepsini de okumuşumdur. Alanla alakalı çok değerli hocalarımız var. Haluk Yavuzer, Doğan Cüceloğlu benzeri değerli hocalarımız var. Zati sürekli takip ediyorum. Tefekkür okuması yapan yazarları fazla beğenirim. Zira kuranı sadece okumak değil onun üstüne o tefekkür yolculuğuna çıkartabilen yazarları fazla beğenirim. Şunun kalemi beni fazla etkiliyordan ziyade her yazardan beslenmeyi seçenek ediyorum.

Sizin 2 çocuğunuz var. Bu yoğun tempoya nasıl ayak uyduruyorsunuz?

Çalışan anne adayi olmanın en mühim kısmı planlı olma mecburiyeti getirmesidir. Planla yaşıyorum. Sabah 8’de çıkıp akşam 5’te dönmek benzeri bir mecburiyetim yok. Yazarlık zaten Home büro yapılan tek şey olabiliyor. Onun dışında seminer programlarım oluyor. Onları da haftada 2 günü geçirmemeye çalışıyorum. Home büro çalışıyor olmak benim amaciyla avantaj sağlıyor. Ama dezavantajı her şeyin sizin planlamasını gerektiriyor. Planlı hayat her şeyin yetişmesine imkan sağlıyor. Gün içerisinde çocuğunuzla 30 dk ama gerçekten ilgilenmek yeter. Mesela çocuğu parka götürmekle, çocukla parka gitmek arasında hatri sayilir büyüklükte fark vardır. Çocuğu parka götüren anne adayi orada oturuyor. Çocuğuna hadi sen oyna diyor. Ama çocuğuyla parka giden anne adayi çocuğu ile beraber o hatıra yaşıyor. Çocuk kaydıraktan kayarken anne adayi hemen başında oluyor. Buna dikkat etmek ve vakiti güzel geçirmek gerekiyor. Böyle olunca çocuklar da başka vakitlerde size iyi bir alan açıyor.

Yeni projeleriniz var mı?

Her yazarın bilgisayarında süre gelen işler vardır. Yeni sezonda çocuklarda inanç eğitimine değin annelere baz alinarak bir kitap projesi hazırlığım var. Din eğitimine değin kitaplar yazılmış ama ilahiyatçılarımız işin inanç boyutunu yazmışlar. Pedagojik olarak yazılanlarda ise o inanç boyutu belli bir süre eksik bırakılmış. Ben şunu istiyorum. Çocuklar tek şekilde namaz kılmayı öğrenirler. Biz yetişkinler hatimler yapıyoruz ama biri dese ki ne anladın verecek yanıt bulamıyoruz. O yüzden çocuklarla tefekkür okumalarına değin bir inanç kitabı olsun istiyorum.

Paylaş :

Yorum Yolla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *